Secretcv.com

İş ve Eleman Aramanın En Güvenilir Yolu Secretcv.com 10 Yaşında...


RÖPORTAJLAR

Firmasını 7 yılda 7 kat büyüten enerjik girişimci

Ali Kaya’nın ofis mobilyacılığı serüveni 1999 yılında başladı. Mobilya sektöründe, satış departmanında 11 ay gibi, ona göre; “çok uzun bir süre” çalıştı. Bu iş deneyiminden sonra Bursa’da perakende alanında ciddi bir eksiklik olduğunu fark etti. “Neden bu işi ben yapmıyorum?” diyerek 2001 yılında Kulp Mobilya’nın temellerini attı. Mako, Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer belediyeleri, Devlet Hastanesi, SSK Devlet Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü gibi birçok resmi kurum ve organize sanayi bölgelerindeki birçok işyeri Kulp Mobilya’nın ürünlerini kullanıyor. Firma, Yunanistan, Libya, Dubai, Romanya, Ukrayna, Cezayir, Afrika ve Rusya gibi pek çok ülkeye ihracat yapıyor. Çoğu sektörün yöneticisi gibi Ali Kaya da Çin’den epey rahatsız. “Bizim Çin’le ofis mobilyaları konusunda rekabet etmememiz için tek neden var; devletin destekleri” diyor.


Ali Kaya, 1975 Bursa doğumlu. Evli ve 4 yaşında bir kızı var. İşini çok seven, enerji dolu, sıcakkanlı, detayları önemseyen bir kişiliği var. Sözünde durmayı, mesleğinde altın ilke olarak görüyor. Kendisini en çok mutlu eden şeylerden biri, Kulp Mobilya’dan ürün alanların, daha sonra firmayı arayarak memnuniyetlerini dile getirmesi. “İşte o zaman yaptığımız işin hazzını ekip olarak yaşıyoruz” diyor.


Ali Bey’le Kulp Mobilya’nın Yeni Yalova Yolu’ndaki 2 bin metrekarelik satış mağazasında görüştük. Yüzlerce ürünün sergilendiği mağaza, güleryüzlü personelinin yanı sıra modern atmosferiyle de etkiliyor insanı.

 

Ali Bey, Kulp Mobilya’nın kuruluşundan kısaca bahseder misiniz?

Firmamız 2001 yılında kuruldu. Sadece Kulp Mobilya olarak bilinmiyoruz biz. “Office Life Mobilya” olarak da biliniyoruz. 2001 yılından beri bu sektörde faaliyet gösteriyoruz.


Sizin mobilya sektörüyle tanışıklığınız hangi yıllara dayanıyor?

Sektöre 1999 yılında adım attım. Oldukça yeni sayılır. Tesadüfen oldu. Daha önce bu sektörde faaliyet gösteren bir fabrikada çalışıyordum. Orada satış departmanında bir süre çalıştıktan sonra Bursa’da perakenıde alanında ciddi bir eksiklik olduğunu fark edip bu işi kendim yapmayı düşündüm. 2001’de firmamızı kurup işe başladık. O günden beri üretimimize devam ediyoruz. İyi bir noktaya geldiğimize inanıyorum.

Temel üretim politikanız nedir?

Ben birebir üretimle ilgilenmiyorum. Bizim ortağı olduğumuz, Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrikamız var. Orada da işin başında hem firma ortakları, hem de teknik açıdan yeterli, yetenekli bir kadro var. Avrupa standartlarında, insan sağlığına zarar vermeyen, kanserojen etkisi olmayan ürünler üretiyoruz. Kesinlikle buna çok dikkat ediyoruz. Hammaddeyi tedarik ettiğimiz firmalar da buna önem veren firmalar. Biz sattığımız ürünlerin tamamına, kâğıt üzerinde 2 yıl, sözlü olarak da kullandığınız sürece garanti veriyoruz. Ürünlerimizin de, sözümüzün de arkasındayız. Dolayısıyla, doğru ürünleri kullanmak durumundayız. Çünkü sonrasında bunun ciddi bir iş ve imaj kaybına döneceğini bildiğimiz için kullanabileceğimiz en iyi ürünü, en iyi malzemeyi kullanmaya çalışıyoruz. Çok uzun ömürlü mobilyalar üretme çabası içindeyiz.

Kulp Mobilya’nın tarzı nedir?

Kulp Mobilya’nın tarzı müşterisinin tarzıdır. Burada her türlü ürün var. Bizim aslında üretimimizde olan mobilya modern mobilyadır. Fakat müşteri her şey isteyebiliyor. Biz müşterinin her alanda kullanabileceği, beğenisine hitap eden mobilyalar üretiyoruz. İşletme içerisinde değişik departmanlarda çalışan yönetici, ara yönetici, üst düzey yönetici, genel müdür, işletme sahibinin kullanabileceği statüde ve maliyet açısından da çok geniş fiyat aralığındaki ürünler. Bizim birebir ürettiğimiz ürünler tamamen modern modüler. Klasikten uzaklaşmış, çok fazla yer kaplamayan, hafif, teknik ve fonksiyonel açıdan uygun mobilyalar tercih ediyoruz.


Bursa, mobilya sektöründe yoğun rekabetin yaşandığı bir şehir. Firmanızı, sektördeki diğer firmalardan ayıran, üstün kılan unsurlar nelerdir?

Bizde genelde en büyük hatalardan biri şudur: Herhangi bir sektörde bir işletmeye gidildiğinde “Şunu yapar mısın?” diye sorarlar. “Yaparım” denir. “Peki bunu yapar mısın?” “Yaparım.” Hayır! Biz sadece ofis mobilyası yapıyoruz. Tamamen buna endekslenmiş durumdayız. Enerjimizi ve zamanımızı buna harcadığımız için gerçekten çok doğru ürünler ve çok doğru işler çıkartabiliyoruz. Bence bizi diğer firmalardan ayıran en büyük özellik bu. İkincisi de, müşteri satın almadan önce ne alacağını ve ofisinde nasıl duracağını kâğıt üzerinde ve üç boyutlu projelerde görüyor. Sonrasında hiçbir sürpriz yok. “Bu masa buraya büyük geldi”, “Bu dolap buraya olmadı”, “Ben şu ürünü kullanamıyorum” gibi şikâyetler yaşanmıyor. Yaşandığı takdirde o bizden kaynaklanan bir hatadır -ki bugüne kadar böyle bir şey olmadı- o ürünü geri almayı kabul ediyoruz. Bizi farklı kılan etkenlerden ikinci bu. Üçüncüsü de, müşteri ürünü satın aldıktan sonra oluşabilecek herhangi bir problemde ürünü değiştirme noktasına kadar gidiyoruz. Bu da sonuçta bir tatmin.

Ekip anlayışınız nedir? Çalışanlarınızı bu konuda yönlendiriyor musunuz?

Firma olarak ekip ruhuna büyük önem veriyoruz. Ben satıcı arkadaşlara hep şunu söylüyorum: “Siz her gün mobilya atıyorsunuz ama insanlar hayatlarında bir ya da iki kez mobilya alıyorlar.” Montaj ekibime de şunu söylüyorum: “Siz her gün mobilya montajı yapıyorsunuz, bu sizin için rutin bir iş, ama insanlar hayatlarında en fazla bir ya da iki kez ofislerine mobilya alıyorlar.” Biz kendimizi müşterinin yerine koyarak üretim yapıyoruz. Bir malı nasıl alırız, o malı biz kursak nasıl kurarız, orası bizim olsa nasıl yaparız diye düşünerek hareket ediyoruz. Dolayısıyla bu üç başlık bizi diğer firmalardan bir adım önde tutuyor.

Peki siz nasıl bir müşterisiniz? Bir ürün satın alırken nelere dikkat edersiniz?

Ben çok hassas bir müşteriyim. Pazarlık etmiyorum. Tabii fiyat araştırıyorum. O ürünle ilgili en az iki kişiyle, iki firmayla görüşüyorum. Uzun vadeli fiyat odaklı değil, kesinlikle uzun vadeli kalite odaklı alıyorum. Böyle de olması gerekiyor. Çünkü bir şeyi ucuza almak, o işten kâr etmek anlamına gelmez. Bazı müşterilerimiz, farklı kıyaslamalar yapabiliyor. Baktığınız zaman bir masa görüyorsunuz. Bunun yarı fiyatına bir ürün de bulabilirsiniz. Ama diyelim şu masayı kullandığınız sürece atlaşmayacağına, üzerinin deforme olmayacağına, ayaklarındaki metallerin atmayacağına ben garanti verebilirim. Çünkü biz birinci sınıf malzeme kullanıyoruz. Bunu insanlara samimiyetle anlatıyoruz ve o zaman bizimle aynı pencereden bakarak ikna oluyorlar. Dolayısıyla o ürünü iki liraya alacakken üç lira olanını alıp iki yıl kullanacakken beş yıl kullanmayı tercih ediyorlar. Bu daha ucuza geliyor, ben de kendime bir şey alırken böyle yapıyorum. Tabii bir gömlek, bir ayakkabı alırken bu kadar düşünmüyorum.

Müşteri portföyünüz sizi tatmin ediyor mu?

Bizimki kapısı açık ve cadde üzerinde bir mağaza. “Yoldan geçen müşteri” diye tanımlanan bir müşteri kitlemiz var. Bir de organize sanayi bölgelerine ürün veriyoruz. Ayrıca belediyelere, hastanelere, aklınıza gelebilecek her türlü resmi kurumlara giderek satış yapıyoruz. Bunun için iki ayrı satış ekibi oluşturduk. Biri mağazamıza gelen müşterilerimizi karşılayıp satış yapıyor, diğeri de dışarıda ürünlerimizi anlatıp aktif satış gerçekleştiriyor. “Sizi tatmin ediyor mu?” derseniz, ben size sorayım. Organize Sanayi Bölgesi’nde büyük bir fabrika söyler misiniz?


Örneğin Harput Tekstil ya da Mako. İkisi de bizim müşterilerimiz. Bütün mobilyalarını bizden alırlar. Mesela Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi, Nilüfer Belediyesi, Yıldırım Belediyesi, Devlet Hastanesi, SSK Devlet Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü vs… Biz bunları aslında çok fazla lanse etmedik. Ekibime de bu konuda çok güveniyorum. Çünkü 7 yıllık bir firma olmamıza rağmen, 6 yılını tamamlamış personelimiz var. Bu iş sadece benim istemem veya söylememle olmuyor. Bu iş ekip işi. Herkes aynı zihniyetle, aynı hassasiyetle, aynı ciddiyetle işini yaparsa başarılı oluruz. Sonuçta biz mobilya sektörüyüz. Baktığınız zaman mobilya alacağınız o kadar çok yer var ki. Ürün kalitesi, fiyatın uygunluğu, ödeme koşulları, bütün bunları göz önünde bulundurarak müşterimize iyi bir paket sunuyoruz.

Kulp Mobilya’nın ürün yelpazesinde neler var?

Seri üretim yapan bir firma olarak baktığınızda, bizde çok fazla ürün seçeneği görürsünüz. Her noktadaki müşterinin zevkin cevap verebilmek için biz yılda bir kez ürünlerimizi revize ederiz. Bir ürün yelpazesi içinden, satış grafiklerine göre az tercih edileni çıkarıp, onun yerine satış sırasındaki beklentileri değerlendirerek, o yönde bir ürün çıkartıyoruz.

Ürünlerinizde kullandığınız malzemeler hakkında bilgi verir misiniz?

Bakın burada “E1 Norm” diye bir ürün var. Avrupa standartlarındaki ürünün kanserojen etkisinin olup olmadığını ifade eden bir belge, yani bir kalite standardı. Kullanmakta olduğunuz özellikle ahşap ürünler sonuçta endüstriyel ürünlerdir. Bir karışımla elde ediliyorlar. Doğadan kesilen ağaçlardan yapılmıyor. Üretim sırasında o hamurun içinde kanserojen etki yaratan bir şey olmaması lazım. Özellikle ahşap malzemelerde ona dikkat ediyoruz. Metal aksesuarlarda da dünya çapında kabul edilmiş, belli standartlara oturmuş, belli kalite belgelerine sahip firmalardan ürünlerimizin kulpunu, ayağını tedarik ediyoruz. Bu etkenler maliyetleri epey yükseltiyor. Biz de seri üretim yoluyla süreyi kısaltıp maliyeti biraz düşürmeye çalışıyoruz. Bunun için de özel ürünlere girmememiz gerekiyor.

Üretimde “hızlı” bir firma olduğunuz biliniyor. Bu konuda neler söylersiniz?

İşi zamanında teslim etmek firma olarak temel prensiplerimizden biri. Diyelim idari kadroda 20-30 çalışanı olan bir fabrikayı tefriş ediyorsunuz. Eğer o işyeri sahibi, daha önceden bir marangozla görüşüp sonra size gelmişse bütün fabrikanın masalarını, dolaplarını, yemekhanesini, genel müdürün odasını, hepsini tasarlıyorsunuz ve diyorsunuz ki, “15 gün içinde hepsini teslim ederiz.” Dolayısıyla şaşırıyor insanlar. “O kadar ürünü 15 günde nasıl yapacaksınız?” diyorlar. Biz ayda 10 bin kalem mal üretiyoruz burada.

Yeni bir tasarım yaratırken, neleri dikkate alıyorsunuz?

Müşterilerimizin hayalleri, beklentileri çok uçuk olabilir. Çok farkı şeyler de çıkıyor bazen ortaya. Biz onları kâğıt üzerinde ve kullandığımız programlarla çizerek gösteriyoruz. Diyoruz ki; “Sizin istediğiniz şey bu.” Aslında çok geniş bir sektör değil. Çok geniş bir sektör olmadığı için kaliteli personel konusunda bazı sıkıntılar yaşıyoruz, özellikle imalatta. Biz de elimizdeki sağlam kadroyu iyi muhafaza ederek, onlarla her şeyimizi paylaşarak durumu kurtarmaya çalışıyoruz. Çin malları sizin sektörde ne gibi olumsuzluklar yarattı?


Çin faktörü bizi çok rahatsız etmişti. Bunun tedbirini aldılar. Vergi maliyetlerini yükselttiler. Çin malı ofis mobilyası, bu sektörü de çok mağdur etti. Bakıyorsunuz çok güzel görünüyor koltuklar. Fiyatına bakıyorsunuz, çok mantıklı. Ama alıp kullanmaya başladığınızda, o ürün bir yıl bile dayanmıyor. Biz bunu daha iyi anlayabilmek için kalktık Çin’e gittik. Ne yapıyorlar da bu fiyata mal edebiliyorlar diye baktık. Aslında bizim Çin’le ofis mobilyaları konusunda rekabet etmememiz için tek neden var, devletin destekleri. Biz sadece Bursa’da perakende satış yapmıyoruz. İhracat da yapıyoruz. Üretimimizin üçte biri yurtdışına gidiyor.
Büyük dekorasyon ve yapı marketlerde, makul fiyatlarla satılan mobilyalar sizi nasıl etkiliyor? Büyük marketler bizi hiç etkilemiyor. Çünkü onlar ofis mobilyası satamazlar. Müşterilerin beklentilerini karşılayamazlar. Çeşit olarak da, hizmet olarak da tatmin edemezler. Ofis mobilyaları, onların işi değil. Onlar evde kullanabileceğiniz gibi küçük masalar, küçük dolaplar, küçük bir koltuk, sandalye, vs satarlar.

Üretim politikanız hakkında bilgi verir misiniz?

Ben personel alırken en iyisini seçerim. Doğru insanı seçtiğinizde üretim konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor. Öyle bir sistemimiz var ki; bu işte hata yapmak söz konusu değil. Satıştaki bir arkadaşımız hata yapsa lojistikteki arkadaşımıza takılır, o hata yapsa sevkiyattakine takılır, o yapsa muhasebeye takılır. Onlara da takılmasa, bize gelen haftalık raporlara takılır. Yani kontrol mekanizmamız çok iyi işliyor. Bu iş ekip işi.

Son yıllarla yaşanan ekonomik kriz sizi nasıl etkiledi?

2001’deki etkisi ile bugünkü etkileri çok farklı. O zamanlar da piyasada bir kriz ortamı vardı. Ama şu anda had safhada. Kemer sıkma olayı yaşanıyor; artık son deliklerdeyiz. Sıkılacak bir yer kalmadı. Kimse de kemerden bahsetmiyor artık. Çünkü biri kemeri bir delik daha sıkın derse herkes patlama noktasına gelecek. Kriz sadece bizim ülkemizde değil, her yerde var. Biz de bundan etkileniyoruz. İnşaattan tutun da, tekstile, mobilyaya kadar herkes etkileniyor. Yıllık hedeflerimizi, piyasanın içinde bulunduğu duruma göre belirliyoruz. Buna göre belirlediğimiz zaman; gerçekten olması gereken bir rakam var, yapmamız gereken bir iş var, bir üretim gücü var ve o üretim gücümüze göre yapabileceğimiz bir iş kapasitemiz var. Biz planladığımız gibi gidiyoruz. İçinde bulunduğumuz durumu muhafaza etmemiz gerekiyor.

Nerelere ihracat yapıyorsunuz?

Yunanistan, Libya, Dubai, Romanya, Ukrayna, Cezayir ve bunların dışında birçok ülkeye ihracatımız var. Balkan ülkeleri, Rusya, Ortadoğu, Afrika, Kenya, vs…

Geleceğe yönelik hedefleriniz neler?

Tek kelimeyle söyleyeyim; bu işi en iyi şekilde yapmak. Başka bir iş yapmamak. Örneğin; bir ev mobilyası yapmamak. Örneğin; bir mutfak mobilyası yapmamak. Çünkü işinizi ancak başka bir alana zaman ve efor harcamadığınız zaman geliştirebiliyorsunuz.

Bu işe başladığınızda, şimdi bulunduğunuz noktaya gelebileceğinizi düşünüyor muydunuz?

Evet. Hayal etmiyordum, istiyordum. Benim nerede olduğum hiç önemli değil. Ne istediğim çok önemli. 7 yıl önce planladığım şeyi, 3-4 yılda gerçekleştirdim. Arada çıkartır bakarım. Şimdi tekrar planlayacağım, bir 3-4 yıllık daha plan yapmam lazım. Evde de, iş hayatınızda da hedefleriniz olmalı. Eğer bir işi hedefleyip plan dahilinde yapmazsanız sadece yaparsınız. “Ben bu işi böyle yapmalıyım, buralara gelmeliyim” demelisiniz. Sonunda inanın başarılı oluyorsunuz. Kişisel faktör çok önemli. Etrafınızda doğru insanlar varsa başarıyı yakalamanız çok kolay. Benim en dikkat ettiğim şey budur.